Sayfalar

.

maca bitkisi

22 Temmuz 2015 Çarşamba

replika saat ve varlık bilgileri89

 replika saat


replika saat ve varlık bilgileri89 bugün sizldere en güzel bilgileri yazan replika saat diyorki masııulan ölüm, avna-haşkası kararır ve artık hiçbir şey yansıimaz bu yönelimler ve bu edimler, Dünyanın Zamanı içinde yakalanan, maşa edilen dıiııvanın şeyleridir ve anlamı da benim için nesnedir yalnızca başkasının edimlerinin ve yönelimlerinin atıfta bulundukları lik olarak kendime görünebilirim; ama tam da başkasının nesneliğı için ncsnclıgiıui yok ettiğinden, içsel özne olarak kendimi bu yûneliıui(|| edimlerin ilgili oldukları şey olarak kavrarım. Ve benin ben-kendıtm^ bu kavranışını salt bilinç terimleriyle anlamak gerekir, bilgi terimleriyle duğumu, benOn) ekstatık bilinç formu altında daha olacak olduguındji sini, beni işaret eden bir nesne olarak kavranm. Böylece Hegei’ın \)]^ yenilgiyle sonuçlanır: nesne-başkası ile özne-ben arasında hiçbir oııj yoktur, kendi(nin) bilinci ile başkasın ı n bilinci arasında da olmadı^jj sı benim için ilk önce nesneyse kendimi başkasında bilemem vebı^lügı çek varlığı, yani öznelıği içinde kavmayamam. Bılınçlenn ılışkısdaıl mel bilgi devşirilemez. Buna bilinçlerin ontolojik açTilıgı adını vere» Ama Hegel'de daha temelli bir başka optimizm formu \-ardir. Bmı jık optimizm diye adlandırmak uygun olur. Nitekim Hegel'e gdre’naki nün hakikatidir. Ve Hegel başkası somnunu ele almak için hakıkaıuı,) nün bakış açısına yerleşir. Böylece Hegelci monizm, bılmçlenn ıliştel düğünde hiçbir tikel bilinçle yerleşmez. Bütün, gerçekleştirilecek şey (i likte, hakiki olan her şeyin hakikati olarak esasen oradadır; aynışeU her bilinç kendi-kcndisiyle özdeş olduğundan her bilincin başkasındî duğunu söylerken bütünün içine yerleşir, bilinçlerin dışındadır ve oa ğın bakış açısından düşünür. Çünkü bilinçler bütünün uğraklan.ls den "unselhsıstândıg”* olan uğraklardır ve bütün bilinçlenn arasıniis yandır. Epistemolojik iyimserliğe paralel bir optimizm buradan kayH tûnlüğe doğru çoğulluğun ötesine geçilebilir ve geçilmek zorundadn bu öteve pecme ediminin bakikilii^ini
tab,.slang.ç,a kendine vermiş olmasıdır. Aslımla kemli kendısm,,, |„|,„am unu ,„r. Bulun, Hegeldır ve bu dogrulıuda bilmeler sorununu l,„ kadar kolay tozme-şmın nedeni, Hegcl açısından bu konuda asla gerçek bır sorun bulunmamasıdır. Nitekim, kendi bilincinin başkasının bilinciyle ilişkileri sorusunu kendine sormaz, ama kendi bilincim hesaba katmaksızın düpedüz ve yalnızca başka bilinçlerin kendi aralarındaki münasebeti, yani, esasen birtakım nesneler olarak kabul ettiği ve doğası lam da tikel bir nesne türü (nesne-özne) olmak olan bilinçlerin münasebetini inceler; ve Hegcl’in yerleştiği bıituncul bakış açısından, bu bilinçlerden herhangi bin tikel bir ayrıcalıkla başkalarından ayrılmış olmanın öıcsindedir, hepsi de kendi aralannda kesinlikle eşdeğerdir. Ne var kı Hegel kendim unutsa bilebizHegel’i unutamayız. Bu demektir ki yeniden cogilo'yu gönderiliyoruz. Gerçeklen de, göstermiş olduğumuz üzere, bilincimin varlığı kesinlikle bilgiye indirgenebilir değilse, o zaman hem kendi varlığımı hem de başkalarının varlığım eşdeğer olarak görebileceğim karşılıklı ve tümel bir ilişkiye doğru varlığıma aşkın-laşamam: tersine, kendi varlığım içine yerleşmem ve başkası sorununu kendi varlığımdan kalkarak ortaya koymıam gerekir. Kısacası tek güvenilir hareket noktası lOguonun içselliğidır. Bununla anlamamız gereken şudur: herkes, kendi kendisinin içselliğinden kalkarak başkasının varlığım bu ıçsellığın bizatihi varlığım koşullandıran bir aşkınlık gibi bulabilmek zorundadır, bu da ister istemez bilinçler çokluğunun ilke olarak aşılamaz olmasını gerektirir, çünkü hiç şüphe vok kı ken-duribır Bütüne doğru aşkınlaştırabılirim, ama kendimi ve başkasını temaşa etmek 'jzerîbu Bütünde yerleşemem. Şu halde mantıksal ya da epıstemolojık hiçbir optimizm bilinçler çoğulluğunun ortaya çıkardığı skandali sema erdiremez Hegel buna inandıysa, bunun nedeni, kendı(nın) bilinci olan bu özel varlık be>yutunu-nun doğasını hiçbir zaman kavramamış olmasıdır. Bir onıoloımın kendine verebileceği ödev, bu skandali betimlemek ve onu varlığın bizatihi doğası içinde kur-.makur. ama onu aşmakta yetersizdir Tekbenciliğin çurutulmcsı ve başkasının va ıduşunun bizim için besbelli ve kesin olduğunun gösterilmesi mümkündür -fenubiraz sonra daha iyi anlayacağız Ama başkasının varoluşunu cogitonun zc 'mdu kesinliğine -yanı benim kendi varoluşuma- katmış olsak bile, bundan öti Hi monadlararası herhangi bir bütünlüğe doğru “başkasının ötesine geçmiş” o Kazdık, Bilinçlerin dağılması ve mücadelesi ne ise o olarak kalacaktır: sadec tonn itmelim ve gerçek alanını keşfetmiş
gel’ın de yrı.ılgıyr ııgıadıld.ıı mı gördük. Ama aynı şekilde, bakış a,,, ' ıdealizııım knyııtııyla 1 aıaıiilmiş olmakla birlikte Hegelın larlışnıay,^ç,; zeyine yeılcşiııebıldıgmı de kabul ouik. Heıdegger, Sein unciZdCia lVar|,j| man] seldin inin ıdekküı muini dersler çıkartmış ve şu iki zorunlulu^^’ meşine bıı şekilde bnııne.nmş gmnnür: 1) “insan-gerçekliklen" ilişki varlık ilişkisi olması geıekıı. Z) bn ilişkinin insan-gerçeklikleri nı,öi5(;.S larında, biı bıı leı ine bağımlı kılması gerekir. Heidegger’in teorisi enajy.l iki gerekliliğe tevap vnıı t b laya gelen soruya, Gordion düğümlerim çalışacağına dııpnımı kesmeye yönelik katı ve biraz barbar tarzıyladû,^. ^ tanımla cevaj) vern In.san-gerçekliğini vasıflandıran “dûnya-içindelj.,, -esasen soyuılamaya g,ilmedikçe ayrılamaz olan- birçok uğraklarkeşv. Bu uğraklar “dtmya", '‘içinde olmak" ve “varlık”tır. Dünyayı, “ınsan-o«., nin, olduğu şeyi kendine duyurmasını sağlayan” olarakbetimlemişıırv ma”yı ‘‘Befintlliclıkeiı"* ve "Verstand"** olarak tanımlamıştır; genye,.(:rK^ ni insan-gerçekliğiııin dnnya-içindekı-varlığını kazandığı kiptenso;e>A Heidegger bize bumm "Mu-Sein" olduğunu söyler; yaniile-varim varlık”. Böylecc iıısaiı-gerçeklığinın varlık özelliği, varlığını başkalıG dır. Söz konusu olan bir rasılaniı değildir; ben, bir olumsallık km başkasıyla /zarşduşdrsm tüye ('lue olmuş değilim: burada varlığımmış pisi söz konusudur. Ama bn yapı Hegerde olduğu gibi, dışandanves bir bakış açısından kurulmaz: Heıdegger elbette bilincin kendi keniş dan keşfedilmesinin Descarlesçı anlamıyla cogito’danyolaçıkmaı.ktrıis lan ve kavramlar aracılığıyla yapılarını sabitleştirmeye çalışugünsrr|: kendi kendisinin insan-gerçekliğidir. "Dascin ısı je mcines”*"dıye\r;: kendime ilişkin preoııiolojik kavrayışımı belirtikleştirerek varlıJiE:: özelliği olarak başkası-ile-varlığı kavrarım. Kısacası, başkasıylaob:ü,^ yi benim kendi varlığımın kurucusu olarak keşfederim, ııpkıdffi'î* varlığın benim ınsan-gerçekliğimi ölçtüğünü keşfettiğim gibi. Buvaroluşum için kaçınılmaz olamayaı ak lalan, a uk- l va,<,k.-'d. p.l'Ut ;,riık, v.ırlıiîımm oluşumuna katkıda bulunan mmk.-/ dış, -.nnuçim l'a n. h ndı aışıma, hom benden kurtulan hem de beni tanımlayan yapılaıa dn^nn (ı.laian olarak varhi!,ımın ineelenmesidir, başkasını k(;kenvl ,;|;,,ak İrana açık .-dm d< luıincelemedir. Ayrıca, başkasıyla bağlantı lurunun dcf'işny/ınr d<- ı-yn-ı <-d<-lım realizmle, idealizmle, Husscrl ve Hegel’le birlikte, bılınç|.-ıaıa',ı dr>ı mm /cm vıiıiılnı: başkası, benim için olarak ya da benim (mim ic/n olıı-^nm olarak l.ana ^cırıinüyor, hattâ beni oluşturuyordu; sorun, bırbırk-n kar,,i'a/ıda yer alan, dun vaiıın idnde birbirlerine görünen ve aralarında çatışan bilinçlerin karşılıklı ola rakianınmasıydı. "Birlikte-varhk”ın bambaşka bir anlamı va.ulır: ık-, Ijırlıkur, benimkinden başka bir insan-gerçekliğinin dünyanın orlasında göıunmranin ‘J>-nucuolan bir karşılıklı tanıma ve mücadele münasebetim gösieımez Daha çok bu dünyanın keşfedilmesi için bir tür ontolojik dayanışmayı ıladr eder, başkası, ‘kullanılabilir olanlar” arasındaki tikel bir nesne tipi olarak durıyanın oriasında beliren ontik bir gerçeklik gibi kökensel bir şekilde bana bağlı d.-gıldır: öyle ol-siydı esasen dağılmış olurdu ve onu bana bağlayacak münasebet de hiçbir zaman karşılıklılık kazanamazdı. Başkası, nesne değildir, benimle olan bağlantısı içinde insan-gerçekliğı olarak kalır, beni kendi varlığım içinde belirlediği varlık, onun “dûnya-içindeki-varhk” olarak kavranan salt varlığıdır -ve ' ıçındekr sözcüğünün “insum” anlamında değil, ama “colo”, “habıio"* anlamında anlaşılması gerektiğini biliyoruz; dünya-içinde-olmak, dünyaya musallat oltuakiır, onun içinde kısılıp kalmak değil- başkası, beni “dünya-içindekı-varlık'unda belirler, Oışkımiz ceplıeden bir karşıtlık değildir, daha çok, ccnahkıı uzennden bir karşılık-lı-bagımlılıktır: bir dünyayı insan-gerçekliğim uğruna yararlandığım kullanılabilir araçlar bileşimi olarak var kıldığım ölçüde, aynı dünyayı kendi gerçekliği uğruna araçlar bileşimi olarak var kılan bir varlık tarafından kendi varlığım içinde belirlenirim. Zaten bu birlikle-varhğı da varlığımın edilgin bir biçimde kabul ettiği salt bir yanyanalık gibi anlamamak gerekir. Varlık, l leıdeggcr’e göre, kend kendisinin imkânları olmaktır, kendini oldurmaktır. Şu halde kendimi oldur...replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder