22 Temmuz 2015 Çarşamba
replika saat ve varlık bilgileri90
replika saat ve varlık bilgileri90 bunları sizlere yazan replika saat dediki şümû gerçekleştirmediğim sürece benim sıradan halimdir-“birü^ biricik bir kişiliğin aynı şekilde biricik olan başka kişiliklerle ilişip ğil, “yeri en doldurulmaz varhklar"m karşılıklı bağlantısı olarakdj ilişkinin terimlerinin lam l)ir değiştirilebilirliği olarak bana açıkedu] belirlenişi yine eksik kalıyor, ben başkasının karşıtı değilim, çünkûij değilim: belirsiz adılın (on), herhangi birinin sosyal birliği sözkoı da. Sorunu bireysel öznelerin iletişimsizliği düzleminde onayakoytn^ TEpov jıpOTEpov** Ihusteron proteron]a teşebbüs etmek, önceylesoı tırmak olur; dünyayı tepe üstü yerleştirmek olur; otantik olmak \tl zamhr: ben ancak, bilincin çağrısının etkisi altında (Ruf des Geıvisidd kararlılıkla (Entschlosscnheit), tıpkı en özgün imkânıma doğru kop doğru atılırsam otantik olurum. Bu anda, kendi-kendimi oianükliki der ve başkalarını da kendimle birlikle otantik olana doğruyûkseİ Heideggerci yaklaşımı en iyi biçimde sembolize edecek ampiıilıİf dele imgesi değil lakım imgesidir. Başkasının benim bilincimle kikti sebeti sen ve ben değil biz’dir, ve Heidegger’in birlikie-varlığı,'’'' bir birey karşısındaki açık ve seçik konumu değildir, bilgi değil<l' mıyla birlikteliğin derinlerde duyumsanan ortak varoluşudur; bu‘ küreklerin tartımı ya da dümencinin düzenli hareketleri kûrf
g«,taes, g„.k„, ,Hk,, l<ny.k ya da cekne, bu,ün b,r dünya .sa-ynale, p„,o, mans. vb.) ufukla >vkılln„aı orlak amaç olarak (cçukur cdc-r Bu birl.k.e-varolu-jımonak fonu uzcaıralçdıı kı. blmck-içın-varlıjımm birdenbire açığa çikır.au beni aniden mutlak bir "orlak yalnızlık" içinden kesip ayıracak ve ayan anda bay. kalannı da bu yalnızlıj^a kadar yüksekecekiir.
Bu kez, istediğimiz şey bize gerçekten de verildi; başkasının varlığını kendi varlığında gerektiren bir varlık, Ama yine de, kendimizi tatmin olmuş sayamayız Her şeyden önce, Hcidegger’in teorisi, bulunması gereken çözümün kendisinden çok, bize çözümün işaretini sunar. “Birlikte-varlıgın” “ıçin-varhga" bu biçimde ikame edilmesini koşulsuz kabul edecek bile olsak, böyle bir ikame işlemi bizim için temeli olmayan sıradan bir olumlama olarak kalacaktır. Hiç şüphesiz varlığımızın bir karşıtlık ilişkisinden çok bilinçlerin bir tür birlikte-varolu-şunu açığa çıkarırmış gibi görünen bazı ampirik durumlanyla -özellikle de Almanların çevrilmesi mümkün olmayan Stimmung* terimiyle adlandırdıkları şeyle-karşılaşıyoruz. Ama işte özellikle de bu birlikte-varoluşun açıklanması gerekir Bırlıkte-varoluş neden varlığımızın yegane temeli haline gelir, neden başka-lanyla olan münasebetimizin temel türüdür, Heidegger neden “birlikte-varlıgın” bu ampirik ve ontık tesbitinden kalkıp benim “dünya-içinde-varlıgımın” oniolo-jıkyapısı olarak birlikie-varoluş konumuna geçmeye hakkı olduğunu sanmıştır? Ve bu bırlıkte-varoluş fcoexistence] ne tür bir varlığa sahiptir? Başkasını bir baş-ksı kılan ve onu özsel-olmayan olarak oluşturan olumsuzlama hangi ölçüde korunmuştur? Bu yadsıma tümüyle ortadan kaldmidığmda, bir monizm içine yuvarlanmayacak mıyız? Ve eğer onu başkasıyla münasebetin özsel yapısı olarak muhafaza etmek zorundaysak, başkası-için-varlıgın içinde sahip olmuş olduğu karşıtlık vasfını kaybetmesi ve “birlikte-varlıgın” bizatihi yapısı olan o dayanışmacı bağlantı özelliğini kazanması için onu ne türden değişmelere mamz bırakmak gerekir? Ve buradan kalkıp, penceremden yolda yürüyen birini gördüğümde olduğu gibi, başkasının dünya üzerindeki varlığının somut deneyimine nasıl geçebiliriz? Özgürlüğümün atılımıyla, benzersiz imkânlarımın seçimiyle kendi m insanı olanın farksızlaştırılmış fonundan kesip ayırarak tasarlamak elbette çe kıçıdır —ve belki de bu tasarını önemli bir doğruluk payı içerir. Ama, en azın dan bu biçimiyle muazzam itirazlara yol açar.
açısıyla buluşur. Insan-gerçckligi -bu hcııim ıu'„u jik yapı aracılığıyla “birlikıe-olandır” dcuu'k, bu yani özsel ve tümel olarak "birlikıc-olaudıı" dcuu-l<in . lUı olumlama^ bile olsaydı, hiçbir somut “biı/i/dc-vıiı lığı" açılsl.ıın.ıya imkân verrnej türlü söylersek, benim “dünya-içindcki-vai lığımın" yapısı olarak lojik birlikte-varoluş, örneğin, Picrrc ile olan dosilıığıııvıda ya da Anny turdugum İkilide ortaya çıkan birliktc-v.ımluş gibi oniik bir “birlikte.,, “ile-varliga” hiçbir biçimde temel oluşturamaz. Nitekim, “Pierre-ile-vati|ğ da “Anny-ile-varlık”ın benim somut-varhgmun kurucu bir yapısı oldugin, termek gerekirdi. Ama bu, Heidegger’in ycrleşiiği bakış açısından im|(j,. Gerçekten de, ontolojik düzlemde alındığımla, “ile” ilişkisi içindeki ter-egosu olduğu ve doğrudan doğruya göz öıuıntle bulundurulaninsan.j, liğinden daha somut biçimde belirlenemez: o başkası, hiçbir biçimde Piç,, da Anny haline gelmeye muktedir olmayan soyul bir terimdir ve bunda-de unselbstandig'tir. Böylece “Mitsein”ın ilişkisi, başkasının tanınmasına; psikolojik ve somut sorunun çözümünde bize hiçbir biçimde yardımoı^ Birbiriyle iletişimsiz iki düzlem ve ayrı çözümler gerektiren ikisonınvaıc necektir ki, bu genelde Heidegger’in ontolojik düzlemden ontikdûrku;; olarak “dünyada olmaktan”, “dünya-içindcki-varlıktan” o tikehraçlaok, me geçmekte duyumsadığı güçlüğün görüntülerinden biridir. Yaniök; özsel imkânım kılan ölmek-için-varlığımdan dışarıdaki şuyadakırf karşılaşmak suretiyle maruz kalacağım o “onük” ölüme geçmekte durc, güçlüğün görüntülerinden biridir. Ama bu güçlük, gerektiğinde bûıiiF^ rumlar içinde gizlenmiş olabilir, çünkü, örneğin, insan-gerçekliğiniî|ii; bir ölüm tehdidinin gizlenmekte olduğu bir dünyanın varolmasınuııfe lan da bu insan-gerçekliğidir; dahası, eğer dünya varsa, bunun nedekj yaranın ölümcül olduğunun söylendiği anlamda “ölümlü” olmasıdıı>, bir düzlemden ötekine geçişin imkânsızlığı lam tersine başkası sonınM; le patlak verir. Çünkü gerçekten de insan-gerçekliği dünya-içiadeh-: ekstatik belirişi içinde bir dünyanın varolmasını mümkün kılsa da, likte-varlıgı”ndan bir başka insan-gerçekliği belirmesine sebep olduFr mez. Varlık elbette benim aracılığımla “vardır (es
v.ııhk olmamsa, bu düpedüz mâlûmu ilâmdır. Yok eğer benim, kendiM ,ıra-cıhgıyla genel olarak başkalannın (var) olduğu varlık olduğum söylenin* k iM<-m yorsa, yeniden tekbenciliğin içme yuvarlanırız. Nitekim “kendisi ık-' oldngım, bu ın.san-gerçekliğinin kendisi de “dunya-içindekı-benırn-ıle”dır, bir dünyanın özgür temelidir (bunun benimki olması nasıl olabilir? İnsan, gerçeklikleımın 'üzerinde” oldukları dünyaların özdeşliği “birlikte-varlık”tan çıkarsariarnazj bu ınsan-gcrçekliği kendi kendisinin imkânlarıdır. Dolayısıyla bu insan-gerçeklığı, varlığını Vardır” formunda varoldurmamı beklemeksizin kendi içindir Boylere bir dünyayı “ölümlü” olarak kurabilirim, ama kendi kendisinin imkânları olan somut varlık olarak bir insan-gerçekliği kuramam, “Benim” varlığımdan hareketle kavranan kiılikte-varlığım ancak benim varlığım içinde temellenen salı bir ge-rekirlik olarak düşünülebilir ve başkasının varoluşunun en küçük kanıtını, benimle başkası arasında en küçük köprüyü bile oluşiürmaz.
Dahası, benimle soyut bir başkası arasındaki bu ontolojik ilişki genel olarak benim başkasıyla olan münasebetimi tanımladığından ötürü, benimle Pıerre arasında tikel ve ontik bir ilişkiyi kolaylaştırmak şöyle dursun, deneyimim içinde venli tekil bir başkası ile varlığım arasındaki her türlü somut bağlantıyı radikal bir tarzda imkânsız kılar. Gerçeklen de, başkasıyla ilişkim a priori ise, başkasıyla her türlü ilişki imkânını tüketir. Ampirik ve olumsal ilişkiler, bu a pnon ilişkinin özellikleri ya da tikel durumlar olamazlar; bir yasanın özgûllûklen ancak iki koşulda vardır: söz konusu yasa ya ampirik ve tekil olgulardan tümevarım yoluyla çıkartılmıştır (ve buradaki durum bu değildir), ya da, yasa a pnon'dır ve Rantçı kavnamlar gibi deneyi birleştirir. Ama, tam da bu durumda, erimi ancak deneyin sınırları içindedir: şeylerin içinde benim oraya koyduklanmdan başkasını bulamam, Oysa, iki somut “dünya-içindeki-varlığın” münasebete sokulması bun deneyimime ait olamaz; şu halde böyle bir çaba hirlihte-vurlığm alanının dışındadır. Ama yasa tam da kendi özgün alanını kurduğu için, kendisi tarafından kumimuş olmayan her türlü gerçek olguyu a ptiori olarak dışlar. Duyarlığımın apriori formu olarak bir zamanın varoluşu, beni, bir varlığın vasıflarını ta-lıyacak numenal bir zamanla her türlü bağlantıdan a priori olarak dışlar. Nitelim ontolojik ve bunun sonucunda a priori bir "birlikte-varlığın” varoluşu, mutlak bir aşkın halinde kendi-için beliren somut bir insan-gerçekliğiyle ontik her tûrtu bağlantıyı imkânsız kılar. Varlığımın yapısı olarak tasarlanan “birlikte-var-benı, en az tekbenciliğin kanıtlarındaki kesinlikle yalıtır. Çünkü Heidegger-replika saat yazdı..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder